Ergenekon ve bir halkla ilişkiler operasyonu

Agos, 11 Temmuz 2008

Örtünün altındaki

Hesap basitti.

“Ermeni Soykırımı”na dair “Emperyalist Yalan”ın gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için yoğun bir propaganda faaliyetine girişilecek; şaşaalı kampanyalar düzenlenecek; diasporanın toprak ve tazminat koparmak için Türkiye’ye saldırdığı dile getirilecek; cümle âleme hadleri bildirilecekti.

Tek arzuları, Türk halkının alnına çalınan kara lekeyi temizlemekti; kendileri için hiçbir şey istemiyorlardı.
Türkiye’nin haklılığını dünyaya kanıtlamak için sarıldıkları tez ise, vaktinde İttihatçıların suçluluk psikolojisiyle dile getirdiği, geleneksel savunmaydı: Biz yapmasaydık onlar yapacaktı!”

Söz gelimi, Doğu Perinçek liderliğindeki İşçi Partisi bu fikri şu formülasyonla dile getiriyordu:

"1. Ermeni Soykırımı uluslararası-emperyalist bir yalandır. 2. Biz vatanımızı savunduk. 3. Karşılıklı kırımlar olmuştur. Ancak vatan savunmasu yapan haklıdır. 4. Vatanını savunan, işgalci emperyalist orduları bertaraf etmekle görevlidir. Vatan savunmasında kendi milletine silah çeken de aynı akıbete uğrar. 5. Tehcir kararı doğrudur. Doğu cephesini Barlık ordularına karşı savunmak amacıyla alınmıştır."

Peki, uluslararası kamuoyunun doksan yıl boyunca yüz vermediği, haklılığına inanmadığı bu tezleri, eski öfkelerle malul faşizan bir dille bir kez daha dile getirmek gerçekten işe yarayacak mıydı? Buna inanıyorlar mıydı?

Türkiye’de, anti-demokratik, militarist, şiddet yanlısı kanadın temsilcisi olan ulusalcılar, “Soykırım yalanını boşa çıkarmak” örtüsü altında, asıl neyi amaçlıyordu?

Ergenekon ve bir halkla ilişkiler operasyonu

Ulusalcıların çeteleşmiş kanadı, Ermeni Sorunu konusunda yıllardır aktif faaliyet yürüttü. Ergenekoncular bütün imkânlarını seferber ederek soykırım tezine karşı çıktılar, alternatif görüşleri savunan aydınları mahkeme kapılarında sıkıştırdılar. Böylece, “milli hassasiyetleri yüksek” kamuoyunun, kendilerini Türkiye’nin haklarını yedi düvele karşı savunan vatanseverler olarak görmesini umdular.

Ermeni Sorunu, başlarının üzerinde bir meşruiyet halesi oluşturmak için en önemli kozlarıydı. O haleyi ilmek ilmek ördüler.

Bugün her biri Ergenekon soruşturması nedeniyle tutuklu olan ünlü isimlerin son yıllarda Ermeni Sorunu’yla ilgili icraatlarının bir kısmını anımsamak, resmin bütününü görmemize yardım edebilir.

• Doğu Perinçek önderliğinde bir grup, Mart 2006’da, Berlin’de, “Ermeni Katliamı Yalanına Son!” başlıklı bir miting düzenledi. Perinçek, mitingde, tehcir ve katliamların planlayıcısı olan Talat Paşa’yı “büyük bir devrimci” olarak andı.

• Aynı Perinçek, İsviçre’de yaptığı bir konuşmadaki sözleri nedeniyle, “soykırımı veya insanlığa karşı işlenen diğer suçları kaba bir şekilde inkâr” suçlamasıyla yargılandı. Dava, bir gövde gösterisine dönüştü. Darbe yanlısı Perinçek, verdiği mücadele nedeniyle muhafazakâr basından bile övgü aldı; “Lozan Fatihi” bir yurtsever olarak yüceltildi.

• Sinan Aygün’ün başkanı olduğu Ankara Ticaret Odası, Haziran 2005’te ünlü ‘Time’ dergisiyle birlikte bir DVD dağıttı. DVD’de yer alan ‘Sarı Gelin’ belgeseli, Ermeni Soykırımı diye bir şeyin olmadığını savunuyor, bu konudaki Ermeni iddialarını Nazi propagandasına benzetiyordu. Aygün, daha sonra, DVD’nin “Osmanlı’yı arkadan vuran hainlere, köyleri, kasabaları ateşe verip, çoluk çocuk demeden insanları kılıçtan geçiren canilere, ASALA’nın pisliklerine” cevap niteliği taşıdığını söyleyecekti.

• 1915 olayları hakkında resmi tezden farklı sesler çıkaran aydınlar aleyhine açtığı davalarla tanınan avukat Kemal Kerinçsiz önderliğindeki bir grup, tehcir sırasında Ermenileri katlettiği için idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey için Beyazıt’ta geleneksel anma toplantıları düzenlemeye başladı. Bu anma toplantılarına Veli Küçük, Muzaffer Tekin ve İşçi Partililer katıldı.

• Bu yılın Ocak ayında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin değiştirilmesine yönelik girişimlere tepki gösteren Sinan Aygün, bu yasanın kalkmasını Ermenilerin istediğini söyledi. Aygün, Ermenistan Meclisi’nin, Türklüğe hakarete ceza öngören 301. maddenin kaldırılması talebinin tesadüf olamayacağına işaret etti.
*

Manzara gün gibi ortada. Ermeni Sorunu’yla ilgili çıkışları, yükselen milliyetçiliğin yarattığı paranoya ortamında geniş toplum kesimlerinin içini okşayarak, Ergenekoncuların darbe planlarının, şiddet eylemlerinin, demokrasi karşıtlıklarının, kanunsuzluklarının üzerini örttü.

Ergenekon, soykırım teriminin Türkiye toplumunda uyandırdığı yoğun tepkilerden yararlanarak bir tür dokunulmazlık sağladı. Ermeni Sorunu, onlar için bir halkla ilişkiler operasyonuydu.

Hiç yorum yok: