Bir film...


Paul Haggis’den “Çarpışma” (Crash, 2004)

Amerikan toplumunun çok-kültürlülüğünü tanımlamak için kullanılan “eritme potası” tabiri çoktan tarihe karıştı. Otoriter çağrışımları bir hayli fazla olan bu tabir, 90’lı yıllardan itibaren, içindeki unsurların her birinin varlığını koruyarak nihayetinde bütünsel bir lezzet ortaya çıkardığı, kulağa daha hoş gelen “salata” benzetmesiyle ikame edildi. Haggis, günümüz ABD’sinde farklı toplumsal katmanlara dair hikâyelerden oluşturduğu Çarpışma’da, ırkçılık, zenofobi (yabancı düşmanlığı) ve şiddetin, toplumu bir tür etnik kast sistemiyle bölerek nasıl güvensiz, tekinsiz bir hale soktuğunu gösteriyor. Sokakta gördüğü her siyahı soyguncu sanıp korkan beyazlar, gördüğü her esmer tenliye Arap, dolayısıyla El Kaide’li muamelesi yapan satıcılar, Porto Riko’lu sevgililerini inatla Meksikalı sanan siyahlar, bir hırsızlık durumunda ilk olarak yakınlardaki göçmenlerden şüphelenen zenginler, siyahlardan oy almak için etnik ayrımcılığa karşı olduğu izlenimi veren politikacılar… Haggis’in Oscar’lı filmi, acı toplumsal gerçeklere çekinmeden bastığı parmağını her dakika biraz daha derine batırarak izleyicisini sarsarken, sonlara doğru verdiği “her insanın içinde iyi de kötü de vardır” mesajıyla, küçük bir umut ışığının hâlâ daha yandığını duyumsatarak sürpriz yapıyor.

8 Eylül 2006

Hiç yorum yok: